Siper et gövdeni, dursun bu hayasizca akin.
Evler, top gürlemeden de düser.
Bu akin sinir boylarindan gelmiyor; gecenin icinden, avuclarimizda yanan o mavi isiktan siziyor. Kapilarimizi calmiyor cünkü coktan iceride. Sofralar kuruluyor ama kimse kimseye bakmiyor; esler ayni yastikta birbirine uzak, cocuklar ayni cati altinda öksüz. Mahremiyetimiz vitrinlere asilmis, fitratimiz ince ince asindirilmis, süknetimiz sessizce yagmalanmis. Düsmanin ne sancagi var ne yüzü yalnizca gülümseyen bir ekrani var.
_Son Ocak_, bu sessiz yagmanin ortasinda yakilmis bir nöbet atesidir. Kuranin ve sünnetin isiginda evliligi bir siginak, anneligi ve babaligi bir emanet, mahremiyeti bir sur, sadeligi bir direnis olarak yeniden okumaya cagiriyor. Hz. demin dünyaya sürgün edildigi ilk günden beri insan, bu gurbette ancak birbirine yurt olarak ayakta kalabildi.
Kaleler tasla degil, icindekilerin gögsüyle korunur. Ve bir ocak söndügünde, ardinda yalnizca kül degil, kimsesiz bir nesil kalir.
Kor hala sicak. Üflemek bizden.
Akin hayasizca. Siper bizden.