Dogunun kandillerle aydinlanan uzun gecelerinde anlatilan hikayeler, eserimizde yeniden dile geliyor. Hükümdarlarin adaletleri, dervislerin hikmetleri, kadilarin sasirtici hükümleri, cömertligin sinirlarini asan insanlar ve talihin bir gecede degistirdigi hayatlar. Eserimiz yalnizca hikaye anlatmakla yetinmiyor; kadim dünyanin düsünüs bicimini, korkularini, inanclarini ve insan ruhuna dair derin sezgilerini de bugüne tasiyor.
Saray avlularindan cöl cadirlarina, Bagdatin kalabalik sokaklarindan Dicle kiyisindaki sessiz bahcelere 515kadar uzanan bu anlatilar; zeka, sadakat, merhamet, ihtiras ve kader etrafinda örülmüs büyük bir anlati atlasi sunuyor. Buradaki insanlar ya bir söz ugruna servetlerini dagitiyor ya da tek bir yanlis kararin karanligina gömülüyor. Her hikaye, hem bir masalin büyüsünü hem de tarihin sert yüzünü ayni anda tasiyor.
Süheyl Ahmed bin Hemdem Kethüdanin Arapca ve Farsca kaynaklardan derleyerek Türkceye kazandirdigi bu eser, Osmanli anlati geleneginin en canli örneklerinden biridir. Türklerin En Sevdigi Dogu Hikayeleri, insan tabiatinin yüzyillardir degismeyen taraflarini da konu edinen güclü bir anlati hazinesidir.