Gülce, askindan bihaber olan adama kalbini kaptirmamak icin cok mücadele vermisti. Cünkü o adam; Bozcaadadaki karsi komsusunun birlikte büyüdügü oglu, abisinin bir zamanlar en yakin arkadasiydi.
Sancak Erkuran. Cocukluk aski, ilk kalp kirikligi...
Sonra bir gün, Sancak karsisina gecip gözlerinin icine baka baka bana artik abi deme dediginde tek bir cümleyle tüm dengeleri bozmus ve Gülcenin kalbini altüst etmeyi basarmisti.
Fakat hayat, ask kadar acimasizdi.
Isiyle aski arasinda bir tercih yapmak zorunda kalan Sancak, yolunu vatanindan yana secmisti. Yillardir icinde büyüttügü sevdasinin küllerini kalbine hapsetmis, ardina bile bakmadan sessizce gitmek zorunda kalmisti.
Gülce, o gidisin icinde actigi derin boslukla büyüyüp güclense de kalbindeki küller hic sönmemisti. Zaman gecip yaralar kabuk baglasa da Sancakin adi her anildiginda kalbi ayni yerden sizliyordu.
Kader, yollarini bir kez daha kesistirdigindeyse bu defa her sey daha farkli olacakti.
Cünkü bazi asklar yarim kalmayacak kadar derindi.
Cünkü kalp, ait oldugu yere elbet geri dönerdi.